Login
Password
Sources on this Page

> Headlines by Category

 Home / Regional

You are using the plain HTML view, switch to advanced view for a more complete experience.

Olcan, eleştiriye kulak tıkadı
Bursaspor’a karşı ikinci golü kaydeden G.Saray’ın yeni transferi Olcan Adın, eleştirilere kulak asmadan dördüncü yıldız yolunda ilerlediklerini söyledi.Yeni sezonun tüm takımlara hayırlı olması dileğinde bulunan milli futbolcu, “İlk yarı istediğimiz oyunu oturtamadık, havanın verdiği bir sıcaklık, oyuna konsantre anlamında biraz sıkıntı yaşadık. Fakat ikinci yarıda istediğimiz oyunu oturttuk ve pozisyonlar da bulduk.” dedi. Fenerbahçe maçından sonra yapılan eleştirilerin sorulması üzerine ise Adın, “Eleştiriler olacak, fakat biz Fenerbahçe maçında da iyi mücadele ettik. O maçta da 120 dakika 0-0 bitti ve penaltılarla kaybettik. Eleştirilere kulak asmayıp kendi işimizi yapacağız ve bu sene performansımızı katlaya katlaya takım olarak istediğimiz hedefe ulaşacağız.” şeklinde konuştu. Attığı golün ofsayt olmadığını belirten başarılı futbolcu, yedek kalmayı da sorun etmediğini sözlerine ekledi. Bu arada Dany’yi Granada’ya kiralayan Galatasaray, Amrabat’ı da aynı şekilde Malaga’ya yolladı. Eboue’nin gelen teklifleri geri çevirmesi ise yöneticileri çileden çıkardı. Sarı-Kırmızılılar, Fildişi Sahilili yıldızı da yollayıp yabancı kontenjanında rahatlamak istiyor.
Galibiyetin adını Burak koydu
Süper Lig’de sezonun ilk haftasında Bursaspor deplasmanına giden Galatasaray, ikinci yarıda bulduğu gollerle maçı 2-0 kazandı. Muslera kalesinde devleşti, Burak ve Olcan neticeyi tayin etti. Sarı-Kırmızılılar, en son galip geldiği 2007-2008 sezonundan bu yana ilk kez güldü. Teknik Direktör Prandelli, yönetimden transfer istedi.Süper Kupa’yı F.Bahçe’ye kaptıran Galatasaray, 2014-15 sezonuna Bursaspor deplasmanında 3 puanla ‘merhaba’ dedi. Hazırlık döneminde zayıf ekiplerle karşılaşan G.Saray’ın gücü oldukça merak ediliyordu. Teknik Direktör Cesare Prandelli’yi takımın başına patron yapan yönetim, takviyeleri de geciktirerek soru işaretlerini çoğalttı. Sıkıntıları görmeden mevcut ekiple şampiyon olacağına inanan Prandelli, ligdeki ilk mücadelesine sürprizlerle çıktı.Sol bek Alex Telles’i yanına oturtan deneyimli çalıştırıcı, Hakan Balta’yı tercih ederek, yabancı kontenjanında Bruma’ya yer açtı. Yeni isimler Olcan ve Yasin’i de kulübede bırakan Prandelli, tercihini Yekta ile Bruma’dan yana kullandı. Müsabakanın ilk devresinde futbol adına kurulacak cümleler pek olmadı. Orta alanda sıkışan meşin yuvarlak, ara verilen futbol özlemini dindirmiyordu. Kaleyi bulan tek şut olmadı. Aslan, hazırlık maçlarında kanatlardan yakaladığı coşkuyu unutmuştu. Burak Yılmaz, geçen yıl kaptırmadığı ofsayt krallığını, girdiği pozisyonlarda kaptıracak gibi görünmüyordu!İkinci 45 dakika ise ilk bölümün tam zıddıydı. Futbol ziyafetinin verildiği devrede Muslera, Bruma, Olcan ve Fernandao başroldeydi. 52’de Burak fileleri havalandırdı. Orta alandan kendi kaptığı topu Bruma’ya aktaran yıldız golcü, genç futbolcudan gelen asisti iyi değerlendirdi: 1-0. 74’te Fernandao-Muslera buluşmasında, Brezilyalının volesini Uruguaylı kaleci şaşırtıcı bir refleksle uzaklaştırdı. İki dakika sonra yine Muslera, bu kez Volkan’ın uzak köşeye düşündüğü şutta adeta uzadı! İkinci yarıda oyuna giren Olcan, uzatmada Veysel’le geliştirdikleri tehlikeden golle döndü: 2-0. Geçen yıl dışarıdaki 12 karşılaşmada puan dağıtan Sarı-Kırmızılılar, ilk sınavda aynı hataya düşmedi. Aslan, 2007-08 sezonunda elde ettiği 1-0 galibiyetten sonra 3 puan yüzü görmediği zorlu deplasmandan mutlu ayrıldı.Bruma yeniden sahalara döndüGalatasaray’ın genç yıldızı Bruma, Bursaspor karşısında alınan 2-0’lık galibiyeti değerlendirdi. Kendisini iyi hissettiğini ifade eden Portekizli futbolcu, daha fazla çalışarak takıma katkı sağlayacağını söyledi. Yetenekli isim, “Sezonun ilk maçıydı ve kesinlikle kazanmamız gerekiyordu. Kazanmak için elimizden geleni yaptık. Kendimi çok iyi hissediyorum. Sakatlığın etkisini ortadan kaldırdım.” diye konuştu.Başkandan üç futbolcu bekliyorumMaç boyunca saha kenarından ayrılmayan ve oyuncularına sürekli talimatlar yağdıran Galatasaray Teknik Direktörü Cesare Prandelli, bir pozisyonda Selçuk’a yüksek sesle bağırdı. Oyuncusundan daha fazla sorumluluk almasını isteyen deneyimli hoca, Muslera’ya da teşekkür etti. Transferlere de değinen İtalyan hoca, “Takım olarak karakter sahibiyiz Transfer konusunda ise 3 futbolcu bekliyoruz başkanımızdan. Geleceğini umut ediyoruz.” dedi.
Bağımlılıkta korkutan tablo
Türkiye’de son 4 yılda yaklaşık 850 kişinin ölümüne sebep »»
Favoritos discutirán título mundial de bádminton

30 de agosto de 2014, 17:52Copenhague, 30 ago (PL) El malasio Chong Wei Lee y el chino Long Chen consiguieron imponerse hoy y se medirán mañana en la discusión del título individual del Campeonato Mundial de bádminton 2014 disputado en esta capital.

СМИ: Задержанные в Донецкой области десантники вернулись в Россию
В Минобороны РФ еще и возмущены, почему "так долго удерживали
Çevrece Âcil durumun farkına varmak
Dünyayı tüketmenin eşiğindeyiz. Tabiî kaynakların ve hayatın sonuna yaklaştığımız uyarısında bulunan NASA'nın yaptığı son hesaplamalara göre dünyanın yüzyıl civarında bir ömrü kalmış durumda.Solunabilir oksijen, içilebilir su, ekilebilir toprak, kullanılabilir fosil yakıtlar açısından sona mı yaklaşıyoruz gerçekten? Bu soruyu koskoca bir yerküre için sorma noktasına gelmiş olmamız bile cevap hakkında bir fikir veriyor aslında. Peki, bu aşamaya nasıl geldik? Ve buradan bir çıkış mümkün mü?Birinci soruyla başlayalım. Problemin temel sebebi enerji ihtiyacımızın çok büyük kısmını fosil yakıtlarla karşılıyor olmamız. Artan dünya nüfusunun giderek daha fazla enerji talep etmesi, durumu güçleştiriyor şüphesiz. Fakat bu talebin en azından büyük kısmı temiz ve yenilenebilir kaynaklarla karşılanıyor olsaydı tablo bugünkü ölçüde korkutucu olmayabilirdi. Evet; petrol, doğalgaz ve kömürün global tüketimi çeyrek yüzyıl öncesiyle karşılaştırılamayacak kadar devasa miktarlarda bugün. Sondaj sistemleri, boru hatları, rafineriler, dolum istasyonları, milyarlarca motorlu araç bize bugün tam bir petrol ekonomisi üstünde oturduğumuzu söylüyor. İstesek ve teknik olarak mümkün olsa bile bu düzenin bugünden yarına değişmesi mümkün gözükmüyor.Fosil yakıt kullanımıyla atmosfere karbondioksit salınıyor. Bu gaz güneş ışık ve ısısının yeryüzünden yansıyıp uzaya kaçmasına bir sera camı gibi engel teşkil ediyor. Böylece, bizim de içinde yaşadığımız aşağı atmosfer (troposfer) ısınıyor (küresel ısınma) ve bu da iklimlerin küresel ölçekte değişmesine sebebiyet veriyor. Mevsimler farklılaşıyor, kışlar yumuşak, yazlar aşırı kurak geçiyor, orman yangınları artıyor, yüzey su kaynakları kuruyor, tüketilen yeraltı suları yerine konamıyor, tarım ve hayvancılık büyük darbe yiyor, yeryüzünde hemen her coğrafya şiddetli kasırgalara açık hale geliyor, buna karşılık kar örtüsü yerde uzun süre kalmıyor, yağışlar zaman ve miktar olarak anormal bir karakter arzetmeye başlıyor, sel, taşkın ve heyelanlara, verimli toprak kayıplarına yol açıyor. Bütün bu anomaliler hemen bütün yeryüzünde sıklık ve yaygınlık arzediyor, fakat ne zaman nerede ne ölçekte meydana geleceği iki hafta öncesinden tahmin edilemiyor. Ayrıca buzullar eriyor ve bu durum hem deniz suyu seviyesinin yükselmesine, dolayısıyla kıyı ovalarının, alçak düzlük ve adaların su altında kalmasına yol açıyor, hem de yeryüzündeki tatlı suyun % 70'ini bünyesinde bulunduran Antarktika'dan devasa buzul kütlelerinin kopup okyanusta erimesine sebebiyet veriyor.İşin daha can sıkıcı yanı şu: bütün bunlara yol açan fosil yakıt kullanımı uzun süreliğine bugün küresel olarak terk edilse bile iklim dengelerinin eski hâlini alması uzun zaman alacak. Kaldı ki bugün fosil yakıtlardan vazgeçmek mümkün değil. Çünkü en azından ulaştırma sektöründe fosil yakıtların yerini kısa-orta vâdede alacak alternatif bir yakıt henüz ufukta gözükmüş değil. ABD hâlen kullandığı elektriğin yarısını, Çin ise daha fazlasını kömüre dayalı termik santrallerden sağlıyor. Bu iki ülke şu anda atmosferin ısınmasından ve kirlenmesinden sorumlu ülkeler listesinin üst sıralarını paylaşıyor. Kömür yakılması karbondioksit emisyonunun yanısıra atmosferde kükürtoksid, dolayısıyla sülfürik asit oranının artmasına yol açıyor. Asit yağmurlarından dolayı göl ve deniz sularının asitliği artıyor, bu ortamlarda yaşayan canlı türlerin nesilleri tükeniyor, tarım ürünleri ve ormanlar zarar görüyor, toprağın kimyası ve hayatiyeti bozuluyor, yeraltı suları kullanılamaz hâle geliyor, sonuçta deniz ürünleri ve tarım ürünleri azalıyor ve pahalanıyor,Dünya nüfusu 2050'de 10 milyara yaklaşacak. Ve bu nüfusun yarıdan fazlası şehirlerde yaşıyor olacak. İnsan ile tabiatın en yoğun şekilde kesiştiği, tabiatın insandan en büyük darbeyi yediği şehirler giderek tarım ve hayvancılığın rağmına büyüyecek. Sonuçta fosil yakıtların başta ulaşım sektörü olmak üzere doğrudan, ayrıca elektrik ihtiyacının karşılanmasında dolaylı kullanımı daha da artacak. Fakat insanlık daha fazla oksijen ve suya ihtiyaç duyacağı bir geleceği enerji açlığı sebebiyle daha kirlenmiş bir atmosfer, ve daha tüketilmiş-kirletilmiş su kaynaklarıyla karşılayacak.Burada bir başka ikilem daha gündeme geliyor: yağlı bitkilerden biyo-yakıt üretmek. Dünya genelinde, bilhassa Güney Amerika'da (en başta Brezilya'da) mısır, ayçiçeği, kanola (kolza) ve soya gibi yağlı bitkilerden biyo-yakıt üretimi yaygınlaşıyor, artıyor. Avrupa Birliği'nin 2020 biyo-yakıt hedefi toplamda % 5 (Türkiye'de bu konudaki girişimler on yıl önceki hızını kaybetmiş görünüyor). Fakat bu yöneliş iki problemi daha beraberinde getiriyor. Temel gıda maddesi olarak talep edilen yağlı bitkilerin fiyatı artıyor, açlık tehdidi altında kitle ölümlerinin görüldüğü beşerî coğrafyalarda akut veya kronik kuraklık-kıtlık-açlık sözkonusu olduğunda durum daha da ümitsiz bir hâl alıyor. Kaldı ki, biyo-yakıt kullanımı da karbondioksit salınımına yol açıyor. Problemi Türkiye için ele aldığımızda, 2013 itibarıyla ithal (ve kaçak) petrol, doğalgaz ve kömüre yılda 60 milyar dolara yakın para ödedik. Hâlen tükettiğimiz elektriğin yaklaşık % 70'ini ithal doğalgaz ve petrol ile yerli kömüre dayanan termik santrallerden üretiyoruz. Bir varsayım olarak, önümüzdeki yıldan itibaren Türkiye'de kuraklık asla olmasa, baraj göllerimiz her yıl tamamen dolsa, kullanılabilir hidrolik potansiyelimizi elektrik üretiminde % 100 kapasitede kullanıyor olsak bile, artan elektrik talebimiz sebebiyle gelecek on yılda hidrolik kaynakların toplamdaki payı % 25'i geçemeyecek. Enerji kaynağı fakiri Türkiye ithal yakıtın yerine ne koyabilir?Ve nihayet, gelecek yirmi yılda dünya genelinde en büyük enerji ikilemi ulaşım sektöründe yaşanacak. Bir yandan yeni petrol ve doğalgaz yatakları keşfediliyor, diğer yandan da petrolün yerine temiz, pratik, yaygın ve ekonomik bir yakıt (ve bunun üretim-depolama-dağıtım-kullanım alt-yapısını) koymak gerekiyor. Bu noktada tek bir yol gözüküyor ve buraya araştırma-geliştirme çalışmaları için ne kadar büyük pay ayrılsa değer: güneş enerjisi.İşte bu alternatif, yukarıdaki ikinci soruyu ilgilendiriyor. Bir an için düşünelim: trafikte seyreden motorlu taşıtların ve elektrikli ev aletlerinin hemen tümü güneş ışığından üretilen elektrikle şarj ediliyor olsun. Bu gerçekten küresel bir umut olurdu. Peki, tükettiği petrolün % 90'dan fazlasını, doğalgazın yaklaşık % 98'ini ithal eden ülkemizde güneş enerjisinden elektrik üretme konusunda Ar-Ge çalışmalarına ne kadar kaynak ayrılıyor? Bizi bekleyen belirsizliğin büyüklüğü yanında sözü edilmeyecek kadar küçük.Evet, fosil yakıt tüketimini azaltmak, elektriği güneş ışığı gibi temiz ve yenilenebilir birincil enerji kaynaklarından üretmek zorundayız. Bu konuda en önemli açmazlar, uygun tabiî malzemenin fazla olmaması, daha verimli malzemelerin ise az bulunması, bu durumun tasarım ve dizayna menfi etkisi, dolayısıyla yüksek verimlilikte elektrik üretiminin sağlanamaması olarak sıralanabilir. (Silisyum Yerkabuğu'nda çok fazla fakat güneş panellerinde, fotovoltaiklerde çok verimli değil).Yine de başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkeler gelecek için en önemli alternatif olarak güneş enerjisini görüyorlar. Gün ışığını ayrıca elektrik gerektirmeden aydınlatma, ısıtma ve havalandırmada olanca verimlilikle kullanan sistemler geliştiriyorlar. Çevre-dostu (ekolojik) malzeme, tasarım ve tekniklerle eko-evler ve işyerleri inşa ediyorlar. Bugün Fransa'da ağaç malzemeden çok katlı bina inşa teknikleri uygulanıyor.Netice itibarıyla, küresel felâket senaryolarının kısa-orta vâdede gerçekleşmemesi için bize vakit kazandıracak, yol aldıracak ve yeryüzünü tabiî dengelerine yaklaştıracak güneş enerjisi sistemlerini sür'atle geliştirmeliyiz. Çünkü enerji problemi temiz su ve temiz tarım-hayvancılık açısından da olmazsa olmaz çözümler bekliyor bugün. Acil durum söz konusu…*Yrd. Doç. Dr., Celâl Bayar Üniversitesi
Post Selected Items to:

Showing 10 items of about 3900000

home  •   advertising  •   terms of service  •   privacy  •   about us  •   contact us  •   press release design by Popshop •   Official PR partner B2BLogger.com •   © 1999-2014 NewsKnowledge